2015 yılı Sektörel Pamuk Raporu

0

Ulusal Pamuk konseyinin yayınlamış olduğu 2015 yılı Pamuk raporu:

ULUSAL PAMUK KONSEYİ
PAMUK SEKTÖR RAPORU
Aralık 2015
1. Dünya Pamuk Durumu
Uluslararası Pamuk Danışmanları Komitesi (International Cotton Advisory Committee-
ICAC) kaynaklarına göre 2012/13 sezonunda, önceki sezona göre 2 milyon ton azalarak 26
milyon ton’a düşen dünya (lif) pamuk üretiminin, izleyen iki sezonda 26 milyon ton
seviyelerinde seyrettikten sonra içinde bulunduğumuz sezonda %12 daha azalarak 23.1
milyon ton’a düşmesi ve bu sezon (2015/16) için tahmin edilen 24.37 milyon ton tüketimin 1.3
milyon ton kadar gerisinde kalması öngörülmektedir (Çizelge 1). 2011/12 sezonunda 22.8
milyon ton ile son on yılın en düşük seviyelerine gerileyen dünya pamuk tüketimi, 2012/13
sezonundan başlayarak sınırlı bir artış eğilimi kazanmış ve geçen sezon itibariyle 24.24
milyon ton olmuştur; içinde bulunduğumuz sezonda da cüzi bir artışla 24.4 milyon’a çıkması
öngörülmektedir. Böylece 5 yıldır aralıksız sürmekte olan “Arz Fazlası Üretim”
dönemlerinden çıkılarak, ilk kez “Arz Eksiği Üretim” dönemine geçilmiş olacaktır.
Çizelge 1. Dünya (Lif) Pamuk Durumu (Milyon ton) Ton
KAYNAK: ICAC, (1)Tahmin, (2)Öngörü, Ara., 2015
Pamuk fiyatlarının artma eğilimi kazanması yönündeki bu gelişmeye karşılık, stok
değerlerinin yüksek seviyelerde olması bu eğilimin oluşmasını engelleyen bir bulgu olarak
varlığını sürdürmektedir. Geçen yılın raporunda açıklanan gelişmeler sonucunda oluşan
stok/kullanım oranlarında cüzi düşmeler olması ve Çin hariç SKO’nın %54’ten 51’e, Çin
SKO’nın ise %171’den 164’e gerilemesi beklenmektedir. Bu durumda dünyanın en büyük
rapor1
üretici ve tüketici ülkesi olan Çin’in, yine geçen yılki raporumuzda açıkladığımız “Düşük
fiyatlarla stok oluşturma ve bununla spekülasyona açık dünya piyasalarına hakim olma
ve piyasaları kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme” olarak özetlenebilecek
stratejisinin ve bunun diğer üretici ve tüketici ülkeler için oluşturduğu yüksek risk ortamının
geçerliliğini sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Nitekim geçen sezon ortalaması 71 USA cent/lb olan
Cotlook A Index pamuk fiyatları bu sezon içinde de 61-82 bandında dalgalanarak ortalama 70
cent/lb seviyesinde gerçekleşeceği öngörülmektedir. Girdi fiyatlarındaki artışlara bağlı olarak
sürekli yükselen üretim maliyetleri nedeniyle üreticiler açısından fevkalade olumsuz olan bu
durum tüketiciler açısından olumlu gözükmektedir. Ancak Çin ve Diğer ülkeler toplamı pamuk
stoklarındaki, şimdiye kadar hiç görülmemiş bu anormalliğin yarattığı bu olumlu görüntünün,
Çin politikalarına bağlı olarak, beklenmedik şekilde tersine dönebileceği unutulmamalıdır.
Dünya pamuk durumu bütün yönleriyle 6-11 Aralık 2015 tarihleri arasında Hindistan’ın
Bombay kentinde yapılan 74. ICAC Genel Kurul toplantısında ele alındı. İçlerinde Türkiye’nin
de yer aldığı 28 üye ve 13 üye ülkeden 398 temsilcinin katıldığı bu toplantı sonunda
yayınlanan Sonuç Raporunda bu anlamda şu önemli hususlar öne çıktı:
• Dünya pamuk üretimi, beş sezondur süregelen “arz fazlalı” dönemden sonra
ilk kez bu sezon (2015/16) tüketimin gerisinde kalacak. Buna karşın, dünya
stoklarının yüksek seviyelerde kalması ve uluslararası pamuk fiyatlarının zayıflığını
sürdürmesinin bekleniyor. Benzer şekilde dünya ekonomisindeki düşük büyüme
oranları ve polyester başta olmak üzere sentetik elyaflarla rekabetin zorlaşması
nedenlerinden ötürü pamuk talebindeki düşük oranlı artışın süreceği görüşü
benimseniyor.
• Dünya genelinde pamuk desteklerinin 2014/15 sezonunda, verilerin toplanmaya
başladığı 1997/98 sezonundan bu yana en yüksek değer olan 10.4 Milyar dolar
seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor. Bu bağlamda 2011/12 – 2014/15 arasındaki
devlet müdahalelerinin sonucunda oluşan büyük stokların pamuk pazarına yön
verecek temel göstergelerin, öngörülebilir bir gelecek için belirlenmesinde anahtar rol
oynamayı sürdüreceği düşünülüyor.
• Pamuk talebinin geliştirilmesi çok yönlü yaklaşımı gerektiriyor. Komite
pamuktan beklentileri geliştirmek için, Özel Sektör Danışma Paneli’nin (PSAPPrivate
Sector Advisory Panel) aşağıda sıralı önerilerini benimsemiş bulunuyor:
o Üye ülkeler tüketicilerin bilgilendirmeye dayalı seçim yapmalarına izin
vermek, ayrıca tedarik zincirindeki şeffaflığı geliştirmek üzere tekstil ve hazır
giyim ürünlerindeki elyaf içeriği etiketlerinin daha gözükür yapılmasını
sağlamalıdır.
o Sekreterlik polyester üretimi ve talebindeki büyümenin altında yatan ekonomik
faktörler üzerinde bir çalışma yapmalı ve böylece üye üklerin elyaflar arası
rekabetin dinamiklerini daha iyi anlamaları sağlanmalıdır.
o Üye ülkeler pamuk sektörüne bütüncül yaklaşımlarını sürdürmelidirler. Bu
bağlamda, pamuklu karşımlar ve teknik tekstiller dahil, pamuk kullanımındaki
!2
çeşitliliği artırmaya ve sektöre değer katmak üzere değer zincirinin bütün
halkalarında pamuk yan ürünlerinin kullanımını yaygınlaştırmaya yönelik
teşvik tedbirleri uygulanmalıdır.
• Uluslararası ticareti kolaylaştırmak için önlemlere ihtiyaç duyuluyor. Komite
Özel Sektör Danışma Paneli’nin (PSAP) bitki sağlığı sertifikalarının standardize
edilmesi ihtiyacıyla ilgili, Sekreterliğin üye ülkelerle birlikte konunun WTO nezdindeki
farkındalığın geliştirilmesine yönelik çalışması önerisini benimsemiş bulunuyor.
PSAP ayrıca pamuk fümigasyon gereksinimlerinin ülkeler arasında büyük
değişiklikler gösterdiğine dikkat çekmekte ve sekreterliği bu farlıkların azaltılması
olanaklarını araştırması için bilgilendirmiş bulunmaktadır.
• Dünya pamuk ticaretinde ekonomik sürdürülebilirliğin tutundurulabilmesi için
tahkim tazminat icrasının geliştirilmesi zorunlu görülüyor. Komite, sözleşmeye
dayalı anlaşmazlıkların geçen yıl itibariyle azalmış olmasına karşın, tahkim tazminat
icrasının geliştirilmesi ihtiyacının sürdüğü konusunda bilgilendirilmiş bulunmaktadır.
Komite üyelerinin hepsi ayni zamanda, kısaca “Newyork Anlaşması” olarak
adlandırılan, “1958 Yabancı Tahkim Tazminatlarının Doğrulanması ve Uygulanması
Kongresi” tutanağını imzalayan ülkelerdir; fakat doğrulanan tazminatların
ödenmemesinden yakınılmaktadır. Pamuk ticaretini ve tüketimini olumsuz yönde
etkilemekte olan bu durumun düzeltilmesi için, anılan anlaşmaya imza koyan
ülkelerin yükümlülüklerini yerine getirmeleri istenmektedir.
• ICAC Üyeleri Dünya Ticaret Örgütündeki müzakerelere dair gelişmeleri teşvik
ediyor. ICAC; DTÖ himayesindeki çok yönlü ticaret sistemine olan desteğini yeniden
teyid etti. DTÖ üyeleri pamuğu “istekle, süratle ve özel olarak işleme” amacına
bağlıdırlar. Aralık 2015’te Nairobi’de yapılacak olan DTÖ 10. Bakanlık Konferansı,
pamuk üretim ve ticaretini bozan önlemlerin kaldırılmasında somut bir ilerleme için
fırsat oluşturacaktır.
• Pamuk üretimindeki sürdürülebilirlik göstergeleri test edilmeye başlanacak.
Kurulun Pamuk Üretiminin Sosyal, Çevresel ve Ekonomik Performansı Uzman
Panelinden (SEEP) aldığı raporda ICAC/FAO ortak yayını olan “Pamuk Yetiştiriciliği
Sisteminde Sürdürülebilirliği Ölçme: Rehberlik Çerçevesine Yönelik”teki gösterge ve
çerçeveler kapsamındaki alan testlerinin altı çizilmiştir. Bu çerçeveler her ülkenin
kendi gerçeklerine uygun şekilde uyarlanmalıdır. Kurul ayni zamanda pamuğun
ve tedarik zincirindeki diğer ara malların performansını değerlendirmek için kullanılan
Hayat Boyu Değerlendirme’ye dayalı araçların kullanımının arttığına dikkat çekti.
Bu araçların nasıl kullanıldığının ve bunların pamuk çiftçilerine ve pamuk tedarik
zincirine olan potansiyel etkilerinin değerlendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.
• Pamuk üretiminin sürdürülebilirliği perakendeciler ve tüketiciler nezdindeki
önemini artırıyor. Kurulda konunun perakendeciler açısından ele alındığı bir panel
gerçekleştirildi. Burada moda ve ev tekstili sektörlerinin sürdürülebilirlik için iddialı
hedefleri olduğu belirtildi. Müşterileri satın aldıkları ürünlerin sürdürülebilirliği
!3
hakkında her geçen gün daha fazla bilgi talep ediyor. Şeffaflık ve izlenebilirlik de
dahil olmak üzere, sürdürülebilirliğe yönelik kaygılar zamanla piyasada daha da
belirleyici bir etken olacak.
• İnsektisit kullanımının azaltılması, hatta tümüyle elimine edilip edilemeyeceği
tartışılıyor. “İntektisitleri pamuk üretiminden elimine etmek mümkün müdür?” Konulu
teknik seminerde bazı uzmanlar bunun mümkün olabileceğini, diğer bazıları ise
bunun için henüz erken olduğunu belirterek bu anlamda Bütünleşik Zararlı
Organizma Denetiminin (IPM-Integrated Pest Management) önemini vurguladılar.
İstatistikler pek çok ülkede IPM teknikleri sayesinde böcek ilacı kullanımı azaldığını
gösteriyor. Pamuk bitkisinin gerçekleştirilenin ötesinde verim potansiyeline sahip
olduğu gözlemleniyor. Verimli çeşit geliştirilmesi önemli ancak asıl hayati öneme
sahip olan çeşit ve yetiştirme tekniği arasında uygun ilişki kurarak optimum verimi
sağlamaktır. Gelecekte biyoteknolojik yaklaşımların rolü artmaya devam ederken,
yetiştirme teknikleri önemini yitirmeyecektir. Bu bağlamda Moleküler Markör
Yardımcılı yetiştirme teknikleri uyarlanıyor ve bitki gelişme fizyolojisi tarafında
fotosentez esaslı genetik mühendisliği verimlerin artırılması için büyük potansiyel
vaadediyor. İnsektisit kullanımı gelişen direnç nedeniyle artan ilaç gereksinimi, doğal
biyolojik kontrollere olan güvenin azalması ve yeni zarlıların ortaya çıkması gibi bir
çok ardışık sonuçlara yol açabiliyor. Bu anlamada ekolojik seçeneklerin
kullanılmasını teşvik edecek sistemsel bir yaklaşıma ihtiyaç var. Biyolojik kontrol
dahil olmak üzere kimyasal içermeyen pek çok zararlı kontrol seçeneği bulunuyor.
Bunlar basit ve kullanımı kolay yöntemler, ancak beklenen yararı sağlamaları için
uygulandıkları bölgenin tamamını kapsayacak şekilde kullanılmaları gerekiyor.
• İklim değişikliği pamuk üretimini olumsuz etkiliyor. Birçok ülke iklim değişikliği
nedeniyle her geçen sezon daha belirsiz hal alan hava koşullarının pamuk üretimi
üzerinde bir dizi olumsuzluklar meydana getirdiğinden yakınmaktadır. Toprağım
korunması ve organik madde içeriğinin zenginleştirilmesine yönelik önlemlerin verim
artışının yanı sıra iklim değişikliğinin azalmasına ve bu değişikliklere uyulmasına
katkı sağlayacağı vurgulandı. Üyeler yakında yapılacak olan Paris İklim Değişikliği
Konferansında alınacak olumlu kararların iklim değişikliğinin azaltılmasında önemli
rol oynayacağı belirtildi.
• Küçük işletmelere uygun hasat mekanizasyonu için yeni araştırmalara ihtiyaç
duyuluyor.
• Gelişmiş istatistikler daha doğru (politik) kararlar için hayati önem arz ediyor.
Pamuk istatistiklerinin derleme, değerlendirme, analiz ve yayımına dair oturum bu
süreçlerin güvenilirlik ve geçerliliğine dair kapsamlı tartışmalara sahne oldu.
Hükümet vd resmi kurumlarca yayımlanan istatistiklerin pamuğun genel
performansına dair birincil kaynak oluşturmayı sürdüreceği belirtildi. Bu bağlamda,
istatistik toplama, değerlendirme, analiz ve yayım süreçlerinin objektif/bağımsız,
!4
apolitik, resmi, zamanlı (önceden duyurulan, uygun bir takvime bağlı), basılı/yayımlı
olması gerektiği vurgulandı.
2. Türkiye Pamuk Durumu1
Pamuk ekim alanları 2009/10 sezonundaki 420 bin ha’lık dip noktasından sonra
2010/11 sezonunda 481 ha’a çıkmış, 2011/12 sezonunda ise bir önceki sezonda yaşanan
olağanüstü, yapay fiyat artışının etkisiyle bu çıkış 542 ha seviyesine ulaşmıştır. Ancak daha
sonraki iki sezonda dünya pamuk fiyatlarındaki düşme eğilimli dalgalanmaların paralelinde
451-468 bin ha aralığında seyretmiştir (Çizelge 2).
Çizelge 2. Türkiye (Kütlü) Pamuk Durumu
Kaynak: TUIK: http://www.tuik.gov.tr/PreIstatistikTablo.do?istab_id=58
* 2015/16 Tahmini değerleri ICAC 74.Gen.Kurul Toplantısında sunulan Türkiye Ülke Raporundan alınmıştır.
** Çırçır randımanları Lif ve Kütlü Pamuk üretim değerlerinden hesaplanmıştır.
İçinde bulunduğumuz sezon itibariyle TUIK tarafından 458 bin ha alanda, 448 kg/da
ortalama verimle, toplam 2.050 bin ton kütlü pamuk üretildiği tahmin edilmektedir. ICAC 74.
Genel Kurul toplantısında sunulan Türkiye ülke raporunda bu üretim değerinden hareketle,
çırçır randımanı için (%38) esas alınarak 2015/16 sezonu lif pamuk üretimimiz için 779 bin
rapor2
Pamuk istatistikleri ilgili bakanlıklardan alınan veriler TUİK tarafından işlenerek yayımlanmaktadır. 1 Bu bağlamda pamuk
alanları ve kütlü pamuk tarla verimleri Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca (GTHB) ÇKS ye kayıtlı parseller bazında
yapılan saha gözlemleri ve ayrıca giderek yurt genelini kapsamasına çalışılan Uzaktan Algılama Sistemince gerçekleştirilen
gözlemlere dayanarak tahmin edilmekte ve bu değerlerden hareketle hesaplanarak bulunan kütlü pamuk miktarları iller
itibariyle TUİK’e bildirilmekte ve bu değerler TUİK tarafından 1., 2., 3.Tahmin (Kesin) olarak Haber Bültenleri vasıtasıyla
yayınlanmaktadır; 3.Tahmin (kesin) değeri daha sonra yıllık istatistiklere geçmektedir. Bu bağlamda, GTHB her yıl ülke
geneli için bir Ortalama Çırçır Randımanı tahmin etmekte ve TUİK bu değerden hareketle Lif Pamuk Üretim Miktarını
hesaplayarak bunu, Kütlü Pamuk Ortalama Tarla Verimi ile birlikte, yıllık üretim istatistiklerinde yayınlamaktadır.Öte yandan
lif pamuk ithalat ve ihracat verileri Ekonomi Bakanlığımızca miktar ve değer olarak derlenmekte, ancak bunlar TUİK
istatistiklerinde sadece değer olarak yer almaktadır. Yurt İçi Lif Pamuk Tüketimimiz Ekonomi Bakanlığımızca, bakanlık taşra
teşkilatı tarafından tescili yapılan balya sayı ve ağırlıkları itibariyle derlenerek sonuçları ilgili kurumlarla paylaşılmaktaydı.
Ancak, geçen iki sezondan bu yana bu uygulamaya son verilerek tescili yapılan balya miktarları çırçır işletmelerinin beyanlar
üzerinden belirlenmeye başlanmış olup, yayınlanmamakta, dahası ilgili kurumlarla da paylaşılmamaktadır. (Eskiden olduğu
gibi, tescili edilmiş balya sayı ve ağırlıkları bilgisinin Konseyimize verilmesi için Ekonomi Bakanlığımız nezdinde, tabi
olduğumuz yönetmelik uyarınca pamukla ilgili verileri derleyerek bunları bir rapor halinde Gıda Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığına sunmakla görevlendirilmiş olduğumuzu hatırlatarak yaptığımız müteaddit girişimlerden olumlu bir sonuç
alınamamıştır.)
!5
ton tahmini değeri verilmiştir. Buna göre, son 6 sezon itibariyle ülkemiz lif pamuk durumunda
başlıca şu gelişmeler ortaya çıkmıştır (Çizelge 3):
Lif pamuk üretimi 2011/12 sezonundan bu yana, sınırlı da olsa azalma eğilimindedir.
Bu azalma ekim alanlarındaki daralmadan kaynaklanmaktadır. Verimdeki artışlar alandaki
daralmanın yarattığı açığı kapatmaya yetmemekte ve rekolte düşmektedir. Buna karşılık, Lif
pamuk tüketimi üretimdeki azalmadan çok daha belirgin şekilde artma eğilimindedir; daha
önceleri 1.3 milyon ton seviyelerinde seyreden yıllık tüketim, geçen sezonda 1.400 tona
çıkmıştır, bu sezon 1.5 milyon ton olacağı tahmin edilmektedir. Üretim ve tüketim arasında
bu ters gelişme talebin giderek artan oranlarda ithalatla karşılanmasına yol açmaktadır.
2011/12 sezonunda 518 bin tona düşen lif pamuk ithalatı son üç sezonda sırasıyla 804,
932 ve 810 bin ton seviyelerinde gerçekleşmiştir; bu sezon, yüksek stok varlığı tahmininden
hareketle 713 bin ton olduğu tahmin edilmektedir. Buna karşılık dönem boyunca yıllık 100
bin ton dolayında lif pamuk ihracatımız bulunmaktadır.
Çizelge 3. Türkiye Lif Pamuk Durumu

rapor3
Kaynak: TUIK: http://www.tuik.gov.tr/PreIstatistikTablo.do?istab_id=58
* 2015/16 Tahmini değerleri ICAC 74.Genel Kurul Toplantısında sunulan Türkiye Ülke Raporundan
alınmıştır.
** Başlangıç Stoğu: 2009/10 sezonunda “sıfır” değeriyle başlatılmıştır.
*** Son üç sezona ait Bşl.Stok değerlerindeki ikinci rakamlar ICAC 74.Genel Kurul Toplantısında sunulan
Türkiye Ülke Raporundaki resmi değerlerdir.
****Sonuç Stoğu= (Bşl.Stoğu+Üretim+İthalat)- (İhracat+ Tüketim) olarak hesaplanmıştır.
*****Fiyat 2010-2014 dönemleri için: İzmir Tic. Borsası Ege St 1, Ekim-Aralık Ort.; 2015/16 sezonu için:
İzmir ve Ş.Urfa Tic.Borsaları 1Ekim-23 Aralık Ort., 41 renk kapanış fiyatlarının ağırlıklı ortalamasıdır.)
Ülkemizde Lif Pamuk Stoklarına dair herhangi bir istatistik yayınlanmamaktadır.
Ancak, herhangi bir yılın arz fazlasının((Üretim+İthalat-İhracat)-Tüketim) o yılın sonuç
stoğuna, dolayısıyla izleyen yılın başlangıç stoğuna ekleneceği gerçeğinden hareketle, belirli
bir dönem için, dönem başında başlangıç stoğunu sıfır varsayarak, muhtemel stok değerlerini
rapor 4
hesaplamak mümkündür. Bu anlamda, 2009/10 sezonu başlangıç stoğunu sıfır alarak yapılan
hesaplamalar, geçen yılın Sektör Raporunda verilmiş ve bu şekilde hesaplanan stok
değerlerinin, bir başka ifadeyle birikimli arz fazlalarının, dönem sonunda (2014/15 sezonu)
1.363 bin ton değerine ulaştığı gösterilerek, bu denli yüksek bir değerin sadece stok olarak
açıklanamayacağı, bunun yanı sıra arz ve/veya tüketim verilerindeki hatalardan (arz
verilerinin gerçekten fazla veya tüketim değerlerinin gerçekten düşük olmasında)
kaynaklandığı açıklanmış ve doğru politikaların oluşturulabilmesi için doğru istatistikler
ihtiyaç olduğu gerçeğinden hareketle, ülkemiz pamuk istatistiklerinin mutlak surette doğru
kılınması gerektiğine dikkat çekilmişti. Ayni hesaplama içinde bulunduğumuz sezonu anılan
döneme ekleyerek sürdürüldüğünde yine benzer sonuçlarla karşılaşılmaktadır (Çizelge.3)2.
Buna göre dönemin son üç yılındaki başlangıç ve sonuç stokları için600..700 bin ton
dolaylarında değerler oluşmaktadır ki, bunlar pratikte mümkün gözükmemektedir. Ülke
raporundaki ilgili sezonlara ilişkin 500 bin ton seviyelerindeki stok değerlerini de yine
gerçekçi bulmak çok zordur. Bu nedenle, pamuk istatistiklerinin mutlak surette gerçekçi
kılınması zorunluluğunun sürdüğü anlaşılmaktadır. Bakanlığımızın TİKAS- Tarımsal
İşletmeler Kayıt Sistemi kapsamında yürütmekte olduğu TARBİL projesi tamamlandığında
ekiliş alanı, rekolte ve verim tahminleri çok güvenli hale gelecek ve üretim politikaları çok
daha doğru verilerle belirlenip uygulanabilecektir. Bu çalışmaların en kısa sürede
tamamlanacağı ve böylece pamuk politikalarının daha gerçekçi bir veri tabanına
dayandırılması imkanına kavuşulacağı ümit edilmektedir. Aksi takdirde ülkemiz pamuk
sektörü için sağlıklı değerlendirmeler yapmak ve bu değerlendirmeler ışığında başarılı
sonuçlar alacak politikalar belirlemek mümkün olamayacaktır.
3. Türkiye Pamuk Üretim Maliyetleri
Konseyimiz her sezon olduğu gibi, bu sezon sonunda da pamuk bölgeleri Ziraat
Odaları, Borsalar ve Üretici Birliklerinden (Çukobirlik, Tariş, vd) o sezona ilişkin (kütlü) cari
pamuk üretim maliyetlerini derlemiş ve bunları bir Rapor halinde Bakanlığımıza sunmuştur
(Çizelge 4).
Pamuk üretim maliyetleri gerek toprak ve iklim koşulları ile yetiştirme teknikleri ve diğer
ekonomik faktörler arasındaki farklılıklara bağlı olarak bölgeler itibariyle değişmektedir. Bu
nedenle, ayni formata bağlı olarak olarak değişik kaynaklardan derlenen maliyet verileri belirli
sınırlar içinde değişiklik göstermektedir. Bu sezon Ege bölgesinden 6, Çukurova’dan 3,
Diyarbakır’dan 2 ve Şanlıurfa ve KahramanMaraş’tan birer olmak üzere toplan 13 kaynaktan
veri sağlanabilmiştir. Buna göre, birim alan başına maliyetin 773 %/da (Çukobirlik, Makinalı
hasat) ile 1069,60 %/da (Söke Zir.Oda.Makinalı hasat) arasında değiştiği görülmüştür. Daha
sonra bu veriler Bölgeler itibariyle gruplandırılarak bölge ortalamaları belirlenmiştir. Buna göre
2ICAC 74. Genel Kurulunda sunulan Türkiye Ülke Raporunda söz konusu döneme (2009/10-2014/15) ilişkin ithalat ve
tüketim için, Ekonomi Bakanlığınca daha önce açıklanmış olan ve bir önceki Sektör Raporumuzda kullandığımızdan farklı
verilere yer verilmiş; ayrıca daha önce hiç yayımlanmayan başlangıç stok verileri (2013/14, 2014/15 ve 2015/16 sezonları
için) bildirilmiştir. Yukarıdaki Çizelge.3’te bu yeni veriler kullanılmıştır.)
!7
en yüksek maliyetlerin 957 %/da ile Ege ve Şanlıurfa’da, kısmen düşük düşük maliyetlerin ise
ise 853,67 %/da ile Çukurova/Hatay ve 905,97 %/ da ile Diyarbakır vd GDA bölgelerinde
oluştuğu görülmektedir.
Dekar başına maliyetin ülke ortalaması, bölgelere toplam pamuk ekim alanlarındaki
payları oranında ağırlık verilerek hesaplanmıştır. Buna göre, bu sezon Türkiye geneli için
dekar başına maliyet ortalaması 938 $ olmuştur. TUIK istatistiklerine göre, bu sezon
ülke geneli için dekar başına kütlü pamuk ortalama verimi 448 kg olarak gerçekleşmiştir.
Buna göre, beher kg kütlü pamuk üretim maliyetinin 2,09 $ olduğu sonucuna
varılmaktadır. Geçen hasat döneminde (Ekim-Aralık) İzmir ve Şanlıurfa Ticaret
Borsalarının 41 renk mahlıç kapanış fiyatları ortalamaları sırasıyla 4,53 ve 3,9 % dır. Buna
göre, geçen hasat döneminde 41 renk lif pamuğun ağırlıklı ülke ortalaması fiyatının 4,11 %
olduğu bulunur ki, bunun TUIK tarafından yayınlanan ülke ortalaması %38 çırçır randımanı
üzerinden kütlü karşılığı 1,56 %/kg dır. Ancak 41 renk kalitesindeki pamuğunu ülke ort.
fiyattan satan bir çiftçinin geliri olabilecek olan bu değerin 2,09 %/kg ortalama maliyetin 54
kuruş altında olduğu dikkate alındığında, ortalamanın üzerindeki verim ve kalitede üretim
yapabilen pamuk çiftçilerinin bir sonraki sezonda alacakları destek primi ile geçmiş sezon
maliyetlerini zorlukla karşılayabilecekleri, belki küçük bir kazanç sağlayabilecekleri, buna
karşılık ortalamanın altındaki verim ve kalitede üretim yapan çiftçilerin ise, destek primine
rağmen zarar etmiş olacakları anlaşılmaktadır. Bu durumda, iki sezon önceki küçük bir artışın
ardından tekrar azalma eğilimi kazanan pamuk ekilişi ve rekoltenin bu eğilimini gelecek
sezonda da sürdürmesi kaçınılmazdır. Üstelik vurgulanması gerekir ki, yukarıdaki analizde
esas alınan ortalama tarla verimi, GDO’lu tohumla üretim yapmakta olan, ayrıca tarla
büyüklükleri ve sulama koşulları ülkemizle karşılaştırılamayacak ölçüde daha iyi olan, dünya
birincisi Avustralya’nın ardından ikinci sıradadır. Ülkemiz üreticisinin bu başarısına ve Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın vermiş olduğu destekleme primine karşın ülkemiz
pamuk üretiminin azalma tehdidi altında bulunması üzerinde önemle durulması gereken bir
olgudur.
3. Türkiye Pamuk Sorunlarının Çözümü İçin Öneriler
Yukarıdaki değerlendirmelerden de anlaşılacağı gibi, üzere geçen on beş yıllık sürede
ülkemiz pamuk üretimi yurt içi talebi karşılayacak ölçüde geliştirilemediği, hatta kimi yıllarda
gerilemesinin önü alınamadığı için, Pamuk sektöründeki üretim-tüketim dengesi ciddi
ölçülerde bozulmuş durumdadır. Bu durum bir yandan önemli döviz kayıplarına neden
olurken, diğer yandan istihdam, katma değer ve ihracat geliri açısından ülkemiz ekonomisi
için çok büyük öneme sahip olan ve hammadde olarak yaklaşık %67 oranında pamuk
kullanan tekstil ve hazır giyim sanayimizi dışa bağımlı hale getirmekte ve küresel rekabet
gücünü olumsuz etkilemektedir.
Oysa ülkemiz yurt içi talebi karşılayacak miktarda pamuk üretimi için gerekli agroekolojik
potansiyele fazlasıyla sahip bulunmaktadır. Bunun için, mevcut verim değerleriyle
2002 yılındakine eşit alanda üretim yapmak yeterli olacaktır. Bir başka deyişle, pamuk
!8
üretimine tekrar eski cazibesini kazandırarak ekim alanlarımızı 250 bin hektar artırarak yılda
1,5 milyar’dan fazla dolar döviz tasarrufu sağlamak, ayrıca pamuğun ülke ekonomisine ve
istihdama olan katkılarını nerdeyse ikiye katlamak mümkün olacaktır. Öte yandan, TIM 2023
için 500 Milyar $ ihracat hedefi belirlemiş olup, bunun 72 Milyar $’nın Tekstil ve Konfeksiyon
sektörlerince sağlanacağı öngörülmektedir. Bu hedef 4 Milyon ton lif pamuk ihtiyacı
doğuracak olup, bu ihtiyaç ta yine yerli üretimle karışılanabilecektir.
!9
Çizelge 4. 2015 YILI PAMUK ÜRETİM MALİYETLERİ
TÜRKİYE ORT. VERİM, TUIK (kg/dekar) 448
Bölge KAYNAK KURUMLAR
BİRİM MALİYETLER
$/dekar $/kg-kütlü
Ege İzmir Ticaret Borsası (Makinalı Hasat) 902,90 2,02
Çuk Adana Ticaret Bor. (Makinalı Hasat) 950,00 2,12
Ege Nazilli Pamuk Araştırma İstasyonu 826,80 1,85
Ege Söke Ticaret Borsası (Makinalı Hasat) 966,00 2,16
Ege Söke Ziraat Odası (Makinalı Hasat) 1069,60 2,39
Dyb D.Bakır Tar. İl Md. (Makinalı Hasat) 875,90 1,96
Dyb Diyarbakır Tic.Bor. ( Makinalı Hasat) 784,00 1,75
Dyb K.Maraş Tic. Bor. 1058,00 2,36
Ş.Urf Şanlıurfa Zir. Odası (Makinalı Hasat) 957,00 2,14
Çuk Çukobirlik (Makinalı Hasat) 773,00 1,73
Çuk Çukobirlik (Elle Hasat) 838,00 1,87
Ege Menemen Zir.Odası 1043,28 2,33
Ege Aydın Ticaret Borsası ( Makinalı Hasat) 931,40 2,08
TÜRKİYE ORTALAMA PAMUK MALİYETİ
BİRİM MALİYETLER
$/dekar $/kg-kütlü
Ege/Antly Bölgesi Ortalama Maliyet* 956,66 2,14
Çukurova/Hatay Bölg.Ort.Maliyet 853,67 1,91
Ş.Urfa Ortalama Maliyet 957,00 2,14
Diyarbakır vd GDA Bölg.Ort.Maliyet 905,97 2,02
GENEL ORTALAMA MALİYET** 937,85 2,09
*Bölge ortalaması, ilgili bölgeki kurumlardan gelen maliyet değerlerinin
ortalamasıdır.
**Genel Ortalama Maliyet, Bölgelerin ekim alanları büyüklüğüne göre hesaplanmış
ağırlıklı ortalamadır.
Bu anlamda, hükümetimizce 2010 yılında hayata geçirilen İDÜS (İhracata Dönük
Üretim Stratejisi) ve bunun alt bileşeni GİTES (Girdi Tedarik Stratejisi) kapsamında bir
“Pamuk Eylem Planı” hazırlanarak uygulamaya konulması çözüm için atılmış önemli bir
adımdır. Konseyimiz bu plan kapsamında “Pamuk destekleme mekanizmasının etkinliğini
artıracak çalışmalar” için görevlendirilmiş ve yapılan çalışma sonuçları Bakanlığımıza
sunulmuştur. 2015 yılında tamamlanması öngörülen Pamuk Eylem Planı sayesinde ülkemiz
pamuk üretiminde arzulanan gelişmelerin sağlanacağını ve kararlı bir sürdürülebilirliğin tesis
edileceğine inanıyor ve bu inançla söz konusu çalışmaları destekliyoruz.
Ancak, bu çalışmaların halen 1,4 milyon ton seviyelerinde olan, orta vadede 2 milyon
ton’a ve 2023 yılında 4 milyon ton’a çıkması öngörülen yurt içi pamuk talebinin tümüyle yerli
üretimle karşılanmasında yetersiz kalacağını düşünüyor ve bunu sağlamak üzere, ülkemiz
pamukçuluğunun sorunlarının aşağıda sıralı öneriler yardımıyla çözülmesi gerektiğine
inanıyoruz:
1.Ülkemiz pamuk üretiminin yakın dönemde 1,5 milyon ton, orta vadede 2
milyon ton, 2023 yılı itibariyle 4 milyon ton’a çıkarılması hedef olarak
belirlenmeli ve ilgili plan ve programlar bu hedefler doğrultusunda hazırlanıp
uygulanmalıdır.
2.Destekleme primleri EN AZ BEŞ YILLIK DÖNEM için belirlenmeli; ayrıca 5 yıllık
dönem başında ilan edilerek dönem boyunca kararlılıkla uygulanmalıdır.
Pamuk tarımı yoğun girdi (sermaye, emek, teknoloji, vd) kullanılan bir üretim dalıdır;
kar marjı girdi fiyatlarına rakip ürünlerden çok daha fazla oranda bağlıdır. Bu özellik pamuğu
vazgeçilmesi kolay, geri dönülmesi zor bir ürün yapmaktadır. Çiftçilerimizin pamuğa
dönmelerini sağlamak, ayrıca tüccar ve sanayicilerimizin orta-uzun vadeli yatırım kararları
almalarını teşvik etmek ve böylece üretiminde istikrarlı bir gelişme ortamı oluşturmak için orta
vadeli bir program uygulanmalıdır.
2.Destekleme primleri ülkesel ortalama verim dikkate alınarak belirlenecek bir
verimle sınırlandırılmalıdır.
Yüksek verimi teşvik amacıyla yapılan, sınırsız prim desteği suistimallerin artmasına
yol açmaktadır. Prim desteğinin ülkesel verim ortalamasının %10-15 kadar fazlası bir değerle
sınırlandırılması, (Örneğin, günümüz koşullarında bu sınır değer 500 kg/ da olabilir.) bundan
tasarruf edilecek plasmanın dağıtılacak kaynağa eklenerek üretimin daha yüksek brim primle
desteklenmesi hem suistimallerin önlenmesini sağlayacak, hem de toprak ve iklim
koşullarının elverişsizliği nedeniyle göreli olarak verim alabilen çiftçilerin, ki bunlar pamuktan
en kolay vazgeçebilecek olanlardır, pamukta kalmasını sağlayacaktır. Belirlenecek sınır
değerin üzerinde verim alan çiftçilerin memnuniyeti ise, sınır değere kadar olan verimlerinin
beher kg’ı için daha yüksek prim alacak olmaları ve buna ek olarak sınır değer üstündeki
verimlerinden ötürü de kazançlarının olması nedenleriyle azalmayacak, tersine sürecektir.
!10
Belirlenen sınır değerin altında üretim yapan üreticiler , ürettiği kg kadar prim alacaklardır.
Böylece prim desteğinin amaçları çok daha yüksek oranlarda gerçekleşmiş olacaktır.
Bu sistemde gerekli kaynağı önceki yıllar ile karşılaştırırsak verilecek örnek basitçe şöyle
olacaktır;
2015 de ödenen prim = 650kg x 0,65 krş = 422.500
2016 da ödenecek prim= 500 kg x 0,85 krş = 425.000
Görüleceği üzere birim üretici başına ödenen miktar hem artacak hem de tabana yayılacaktır.
Ancak harcanan kaynak neredeyse aynı olacaktır.
3.Anılan prim miktarları her yıl en az pamuk üretim maliyetlerindeki artış ve
enflasyon oranında artırılmak suretiyle destek mekanizmasının işlevi
korunmalıdır.
2015-2016 üretim sezonu için prim miktarı en az 85 krş olarak belirlenmelidir.
4.Yerli pamuk kullanan sanayicilerimiz desteklenmelidir.
5. Pamuk çiftçileri ürettikleri pamuk miktarına endekslenecek üst limitli mazot
ihtiyaçları oranında, bu üretime ilişkin mazot fatura tutarları üzerinden
ödenecek ek primlerle desteklenmelidir.
Pamuk üretiminde en büyük maliyet unsuru mazot gideridir. Çiftçilerimizin mazot
giderleri benzer iklim ve toprak koşullarına sahip küresel rakiplerinden kat ve kat fazladır. Bu
nedenle çiftçilerimiz rakiplerinden çok daha fazla verim almasına rağmen uluslararası
rekabette yenik düşmektedir. Bu nedenle, mevcut alan bazlı mazot desteği yerine üretim
endeksli mazot desteği verilmesi hedef için daha uygun olacaktır. Bu amaçla prim
dosyalarında üst limiti, ürettiği pamuk ile belirlenen mazot faturalarına göre üreticilere prim
ödemesi ile birlikte kullandığı mazot üstünde bulunan ÖTV ve KDV iadesi yapılması mümkün
olacaktır. Ayrıca, bu sayede olası istismarlar önlenecek ve üretilen ürün ile tüketilen mazot
kayda gireceğinden vergi geliri de artacaktır.
6.Gübre, ilaç ve makine başta olmak üzere, üretim girdilerinden alınan KDV
oranlarının % 1 seviyesine çekilmesi veya tümüyle kaldırılması stopaj
tahakkuku ile vergisini ödeyen, ancak KDV hesabı tutmayan üreticiler için daha
adaletli olacaktır.
İsabetli ve doğru politikalar ancak sağlıklı bilgiler üzerine inşa edilebilir. Bunun için
öncelikle;
7. Pamuk üretim ve rekoltesi doğru ve gerçekçi belirlenmelidir.
Bu amaçla,
a. Sezon boyunca ve ilgili sezon sonunda üretilen ve denetlenen
pamuk balya kayıtlar ile üretim sonuçları karşılaştırılarak ilan edilmelidir.
!11
b. Pamuk ekim tahminleri ÇKS ve tapu kayıtlarından alınan Parsel Tanımlarıyla
birlikte, TİKAS ile entegre olarak yürütülmelidir.
c. On üç yıldır Ege Üniversitesi ile İzmir Ticaret Borsası işbirliğinde başarıyla yürütülen
“Yerel Gözlem Doğrulamalı Uzaktan Algılama Rekolte Tahminleri” ülke geneline
yaygınlaştırılmalıdır.
8. Pamuk kalitesi iyileştirilmelidir.
Bu amaçla,
a. Lisanslı depoculuk girişimleri yaygınlaşmaları için teşvik edilmelidir.
b. Yerli tohum üretimine önem verilerek çeşit çokluğu önlenmelidir.
c. Pamuk standardizasyonu ülkemiz koşulları dikkate alınarak
sektörün ihtiyaçları doğrultusunda yenilenmelidir.
d. Çırçır ve prese işletmeleri günümüz ihtiyaçları doğrultusunda
rehabilite edilmeli, çalışma usul ve esasları yenilenmelidir.
Pamuk çok paydaşlı bir sektördür. Zaman ve emek kaybını en aza indirgemek üzere,
9. Kurumlar arası eş güdüm sağlanmalı, işbirliği geliştirilmelidir.
Bu bağlamda,
a. Ulusal Pamuk Konseyine, temsil kabiliyetini güçlendirici faaliyetler
yapmasını sağlamak üzere; pamuk üretimi, tüketimi faaliyetlerinden
bir ya da bir kaçından küçük kesinti veya kesintiler yapılması gibi yeni gelir kaynakları
yaratılmalıdır.
b. Ulusal Pamuk Konseyi Yönetmeliği güncel ihtiyaçlar doğrultusunda
yenilenmelidir.
Türkiye pamuk sektörü çoğu orta ve uzun vadeli bu önerilerin gerçekleştirilmesi
durumunda, sahip olduğu değerleri kullanarak 2,5 Milyar Dolar kadarı ithalat olmak üzere,
yaklaşık 4,5 Milyar Dolarlık kaybı ülke ekonomisine geri kazandırabilecek güçtedir. Orta-Uzun
vadede bu kazanç katlanarak artacak ve Tekstil ve bu bağlamda Hazır Giyim Sanayilerimizin
küresel rekabet gücünün gelişmesiyle birlikte beklenenin de ötesinde büyüyecektir.
Saygılarımızla,
Ş.Barış Kocagöz
Ulusal Pamuk Konseyi
Yönetim Kurulu Başkanı
!12

Paylaş

Yorum Bırakın